bir yerden baslamak lazim

Pazar, Kasım 26, 2006

yürüdüm,yürüdüm

yürüdüm.iyi halt ettim:)bacaklarım çok kötü ağrıyor.çok uzun zamandır bu kadar çok yürümemiştim.2,5 saat hiç durmadan ve yürüyebileceğim en hızlı bir şekilde yarı koşar vaziyette yürüdüm...

ruhuma iyi geldi de bacaklarım ve boğazlarım için malesef aynı şeyi söyleyemeyeceğim.sanırım hasta oluyorum..hava çok güzel gözüküyordu ancak dışarı çıkınca pek öyle olmadığını anladım ama eve dönmek de zor geldi..

yürümek terapi gibi geliyor bana.. ne zaman üzülsem,kızsam yürümeden rahatlayamıyorum.başta hiçbir şey yapmak,özellikle dışarı çıkmak içimden hiç gelmiyor ama bir süre sonra bu;üzülüyorum kendimi herşey den soyutluyorum,herşeyden soyutladığımdan daha beter bunalıma giriyorum gibi bir kısır döngüye dönüyor maalesef..uzun zamandır bu haldeydim ve bir şekilde bu döngüyü kırmam gerekiyordu.iyi oldu sanırım umarım devamı gelir...


biliyorum çok sıkıcı ve iç karartıcı bir blog oldu..başlarken hiç bunlar aklımda yoktu.yazacak o kadar çok olay,anı aklımda vardı ama bir türlü yazmaya niyetlendiğimde aklıma gelmiyorlar.aslında hiç gelmiyor değil olabilecek en uygunsuz zamanlarda:uykuya dalmadan önce,ömrüm yollarda geçtiğinden otobüste ve bunun gibi...bilgisayarın karşısına geçince pufff.:))


uzun aradan sonra yaptığım diğer bir etkinlikte sinemaya gitmek oldu.dün sonunda "hokkabaza" a gidebildim vizyondan kalkmadan.şahsen cem yılmaz'a haksızlık yapıldığını düşünüyorum.söylendiği gibi kötü bir film kesinlikle değildi.gerçekten komik olduğundan mı yoksa benim psikolojimden bilmem ama ben güldüm.arkadaşım ve salonun kalan kısmı da gayet eğlenmiş gözüküyorlardı.yılmaz erdoğan'a da haksızlık yapmam istemem ama o çok izlenen vizontele serisinden bence hokkabaz çok daha iyiydi.(gerçi bir çok türk filmi o seriden çok çok daha iyiydi.nedendir bilmem o filmlerin bu kadar izlenmesine,bir sürü filmin daha 2.haftadan kalkmasına takmış durumdayım.)

bugünlük bu kadar yarın quiz var ona çalışmam lazım.yüksek lisans'ta ne quizi diyip yarama basmayın lütfen ben de anlamıyorum...

Perşembe, Kasım 23, 2006

........

bir önceki posttaki rüya kahramanımm vardı ya evlenmiş!bugün öğrendim..

neden bilmiyorum ama kendimi kötü hissetmiyorum,oysa bir rüya beni ne kadar etkileşmişti..


bu haberi aldıktan kısa bir süre sonra, çok genç(30) ,uzaktan akrabamız olup ama benim şahsen tanımadığım birinin ölüm haberini aldım..uzun zamandır illet bir hastalık yüzünden hastanede yatıyordu.ölüm her yaş için erkendir ama 30 biraz fazla erken değil mi ya..

Cuma, Kasım 17, 2006

rüya

bir rüya bu kadar etkiler mi insanı.sabahın köründen beri yutkunamıyorum,nefes alamıyorum;ağlamak istiyorum onu bile beceremiyorum.neden?,niçin?,bilinçaltımın bir oyunu bu biliyorum ama şimdi sırasımıydı...nasıl bir saplantı bu,onca zamana rağmen neden bu kadar etkileniyorum hala..

başından beri aynı his 'hayır şimdi değil,ama birgün,ilerde bir gün doğru zaman olacak' neden doğru insan,yanlış zaman..
ya doğru zamanda,yanlış insan olursa..





not:yazdığım postlardan anlaşıldığı gibi ruh halim bu günlerde çok karışık.bu rüya son nokta oldu.önce postu sabahın köründe draft olarak kaydedip bloğa koymak istemedim ama sonra vazgeçtimkoydum ki ilerde olursa,haklı çıktığımı ya da yaptığım salaklığı göreyim..

Perşembe, Kasım 16, 2006

:)))

Bu sabah sevgili asortikkrep aracılığı ve neredenbaşlasam'ın sayfasındaki link ile aşağıdaki videoyu seyrettim ve çok güldümm.Bu aralar buna ihtiyacım vardı doğrusu.sıkıldıkça bakarım diye bloğa koymak istedim.Umarım link verdiğim için arkadaşlar kızmazlar..

Not:link vermek yerine videoyu nasıl ekleyebilirim??yardım lütfen..

Çarşamba, Kasım 15, 2006

baskül hadisesi

Son postta bayağı frekanslar karışmışş:))Ya her ay aynı çile..Her ay 1 hafta mı böyle karın ağrısı ve moral bozukluğu ile geçirmek zorunda mıyım ya.Moral genelde duruma ve ortama göre değişiyor da şu hayatımı durma noktasına getiren karın ağrısına ne demeli..O sıkıntıyla,yazılmış bir posttu.Destekleri için herkese teşekkürü bir borç bilirimm..

Bu kadar ara vermek istemezdim ama 2 gün zaten canım bir şeyler yazmak istemedi.Diğer 2 gün ise post yazıp silmekle,yazdığım postu publish edememekle geçti.Gerçi önemli bir şeyler yaptığımda yok.Sonunda toparlanıp kuaföre gidebildim.Birazcık da olsa tipi düzelttirdim.Ya kuaför demişken ben hala şu yaşıma(24) geldim ama bir türlü devamlı gittiğim bir kuaför olmadı.Ya tamam sadece kaşlarımı aldırmak için uzun yıllardır gittiğim bir kuaförüm vardı.Çünkü kaşlarım konusunda hassasım,öyle herkese el sürdürtmem.İncecik yapıyorlar bıraksann.Şimdi,yani yaklaşık 2 yıldır taşındığımızdan dolayı başka birini bulmak zorunda kaldım.Gerçi ben vefalı mı desem yoksa takıntılı(!) epsilon olarak uzun süre,bayağı uzun yol katederek gitmeye devam ettim ama işe girince zaman kısıtlı olunca vazgeçtimm.Millet ,annesinin bilmem kaç yıllık kuaförüne gidiyor ama benim annem,gayet sorunsuz ve bu saç konusunda gayet relax olduğundan saçını nerde kestirdiği,boyattığı gibi takıntıları olmadığından(ben neden ona çekmemişim Allahımmmm!!)bizi malesef öyle aile kuaförümüz bulunmamakta.Gerçi bu kadar dert yanıyorum da sanılmasın öyle kuaförden çıkmayan bir tip değilim,genelde mecbur kalmadıkça da pek uğramam.(En azından şimdi.)Düşünüyorum da lisedeyken çok daha kokoşmuşum.Mutlaka haftada en az bir fön çektirirdim.Hiç üşenmezdimm.Şimdi nerdee.Gerçi artık kendim fön çekebiliyorum biraz da onun rahatlığı var.

Hayatımda sadece bir kere kuaförde manikür-pedikür yaptırdım o da mezuniyet balosu içindi.Gerçi hoşuma gitmişti parmaklarımın o hali (kendim düzeltiyorum ama tabii o kadar becerikli değilim) 'Ben bundan sonra devamlı yaptırırım..' dedim ama herkese aynı aletleri kullanıyor olmaları beni bu fikirden hemen uzaklaştırdı..Neyse yaşım genç sayılır.Elbet bir gün benim de tüm işlerimi halledebileceğim bir kuaförüm olacakk:))

"Geyiği bırak,kilo durumu nolduuu epsilon??" derseniz de malesef aynen duruyorr şimdilik.reglin ilk 2 günü çikolata krizine girdim ve çıkmam pek kolay olmadı onun dışında kaçırmadım.Bu birkaç gün içersinde bir kaç yüz gram iniş olur umarımm. Benim evdeki baskül mekanik,arkadaş kafayı yedi de biraz..o yüzden dijital bi baskül almak istiyorum.(kim bilir onda ne kadar çıkıcamm:(((korkunun ecele faydası yok).Tefale baktım da çok uçuk fiyatlar.Önerebileceğiniz marka yada alabileceğim yer konusunda fikir verirseniz çook sevineceğim...

Perşembe, Kasım 09, 2006

offf

Karnım ağrıyor.Üşüyorum.Kat kat giyindim bir işe yaramıyor.Kendimi lahana gibi hissediyorum.Yüzümde sivilce(ler) çıkmış..Aslında bu birkaç günlük boşluğu değerlendirip spor yapmam,kuaföre gidip tipime çeki-düzen vermem,sınavlarım başlayacağı için ders çalışmam,sunum için kitabımı bitirmem gerekiyor ama ben hala odamdan çıkamadım..Çıkmak da istemiyorum.Kötü hissediyorummm..

Pazar, Kasım 05, 2006

Gittim...

Gördümm,aldımm.Neyse ki sonunda bugün kitap fuarına gidebildim.Başım göğe erdi.Allahım o nasıl bir kalabalıktı öyle.Kabahat bende.Her sene aynı olay.Hep ilk günlerde gideyim diyorum ama olmuyor malesef.İstediğim gibi gezemedim.Kafamda olan kitapları aldım ve fazla dolaşmadan çıktım.

Şimdilik bu kadar.Çünkü bu tembel kişiliğin ödev yapması ve sayfalarca ders kitabı okuması gerekiyorr ki saat şu an 22:55.Neyse gece uzun:)))

Cuma, Kasım 03, 2006

Kitap mı?Hani?

Kitap fuarı başladı bitiyor hatta,ben hala gidemedim.Ama kararlıyım yarın gidicem.umarım yani.İnşallah birşeyler çıkmaz.(hayır şomum.Aklıma gelen genelde başıma gelir de ondan korkuyorum).Aslında niyetim bugündü ama hem hava rezaletti -acayip fırtına vardı ve yağmurda cesaret edemedim- hem de misafirlerimiz vardı.

Burda okuduğum kitaplardan da bahsetmek istiyordum aslında kilo falan derken kaldı.Şimdi de hangisinden bahsedeceğimi şaşırdım.Çünkü normalde ben açgözlü epsilon aynı anda en az 2 en çok 4 kitabı birden okuma becerisi gösteriyorum.Bir çok kişi bunun sağlıksız olduğunusöylüyor amakitaplar doğru seçilirse bence hiçbir problem yok.Tabii ki aynı tür kitaplar okumuyorum.Mesela bir roman ile bir deneme gayet iyi gidiyor.Ayrıca benim (ömrüm yollarda geçtiğinden) yol kitabım başka,yatmadan okuduğum kitap başka ya da ne biliyim gün içinde özellikle zaman ayırıp okuduğum kitaplar başkadır.

Etrafımda benim gibi olan pek kimse (babam hariç.bana da ondan geçti heralde.İlk kitabımı 2 yaşında almış.Olur mu demeyin bunu okuyan bebişi olanlar varsa lütfen çocuklarınıza küçüklüklerinden itibaren onlara uygun kitaplar alın.Başta çok birşey beklemeyin neticede çocuk onlar ama ilerde farkı göreceksinizz.) olmadığından aile ve arkadaş çevresinde uzaylı muamelesi görmeye alıştım.off amma uzatmışımm.

Kitaplara gelince; okul için sunum yapmam gerektiğinden ve ben hala kitap seçememiş olduğumdan bu arada bir çok kitaba daha sahip oldum.Bunlardan biri Nedim Taktak'ın Hiç Kızmayan Öğretmen.Diğerlerini de daha sonra yazacağım.Bi de ders dışı okumak istediğim Kürşat Başar'ın 'Çok Güldük,Ağlamayalım' ve Ahmet Ümit'in 'Ninatta'nın Bileziği'.



*(Bu foto ekleme daha doğrusu yerleştirme olayı beni deli ediyor.Yok mu bunun kolay bi yolu.İstediğim gibi olmadı idare edin lütfen)

Bir polisiye kitap hastası olaraktan Ahmet Ümit'in 1-2 kitabı hariç hepsini okudum.Kitabı alırken içine hiç bakmamıştım.Bu sefer farklı olarak destansı bir anlatım yolu seçmişş.Umarım sürükleyicidir.Bir çok polisiye kitap okudum ama nedense bizim polisiye yazarlarımız en azından çoğu yabancılar kadar,nasıl desem şaşırtıcı (uygun olur heralde) olamıyorlar.Bu konuda tek geçeceğim isimlerden biri (son kitabı o kadar sarmadı ama) Jean-Christophe Grange.(Kendisi Fransız oluyor ama bana kızmayın lütfen:))Daha deyatlı bilgi bir sonraki postta.

Bu postu 3. kez yazıyorum.Umarım artık bu sefer sorun çıkmaz.Çok yoruldum.Bozuk cümleler için okuyucudan özürr...


 
eXTReMe Tracker